1 Eylül 2025 tarihinde "Vira Bismillah" diyerek denize açılan balıkçılar için sezonun sonuna gelindi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada 15 Nisan 2026 itibarıyla trol ve gırgır ağları ile avcılığın duracağını belirtti. Yaklaşık 4,5 ay sürecek olan bu yasak dönemi, denizlerdeki balık stoklarının korunması ve sürdürülebilir balıkçılık için kritik önem taşıyor.
Balıkçılıkta Yetiştiricilik Avcılığı Geride Bıraktı
Bayraktar'ın paylaştığı verilere göre, Türkiye’nin su ürünleri üretiminde son 10 yılda ciddi bir değişim yaşandı. 2014 yılında toplam üretimin yarısından fazlası avcılıkla sağlanırken, 2024 yılına gelindiğinde bu tablo değişti. Yetiştiricilik üretimi yüzde 145,4 oranında artarak sektörün lokomotifi haline geldi. Toplam su ürünleri üretimi ise 2024 yılında 933 bin tonu aşarak rekor seviyelere ulaştı.
Denizlerin Şampiyonu Yine Hamsi
2024 yılı avcılık verileri, Türk insanının balık tercihini bir kez daha ortaya koydu. Deniz balıkları avcılığında aslan payını alan türler şunlar oldu:
Hamsi: 153 bin 175 ton Palamut: 49 bin 278 ton Sardalya: 17 bin 818 tonTürkiye’de Balık Tüketimi Dünya Ortalamasının Altında
Şemsi Bayraktar, su ürünlerinin hayvansal protein açısından önemine değinirken, Türkiye'deki tüketim alışkanlıklarına da dikkat çekti. Dünyada kişi başı balık tüketimi ortalama 20,7 kilogram iken, Türkiye’de bu rakamın 7,7 kilogramda kalması sektörün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Av Yasağı Süresince Hangi Balıklar Yenecek?
1 Eylül 2026 tarihine kadar sürecek olan yasak boyunca tezgahlarda taze av balığı azalacak. Bu süreçte tüketiciler şu seçeneklere yönelecek:
Kültür Balıkları: Çipura, levrek ve alabalık. İthal Ürünler: Somon ve diğer ithal türler. Muhafaza Edilen Balıklar: Sezonda yakalanıp uygun koşullarda dondurulan ürünler.Sürdürülebilirlik İçin Denetim Şart
Av yasağının sadece balıkçılar için değil, tüm vatandaşlar için bir sorumluluk olduğunu belirten Bayraktar; boy yasağına aykırı satışların ve kaçak avcılığın ihbar edilmesi gerektiğini hatırlattı. Kurallara uyulması, gelecek nesillerin de deniz kaynaklarından faydalanabilmesi için hayati bir zorunluluk olarak değerlendiriliyor.