Ağustos verilerinin ayrıntılarına bakıldığında; üretimdeki yavaşlamanın hız kestiği görülse de, yeni siparişlerde belirgin bir durgunluk dikkat çekti. Zorlu piyasa koşulları, yüksek fiyatlar, yetersiz talep ve küresel ekonomideki zayıflık, siparişlerdeki düşüşün temel nedenleri oldu. Avrupa talebindeki gerilemenin etkisiyle yeni ihracat siparişleri de zayıflamaya devam etti.
Maliyet baskıları zayıflasa da risk sürüyor
Enflasyonist baskılarda yumuşama görülmesine karşın; hammadde, enerji, ulaştırma maliyetleri ile asgari ücret artışı ve Türk lirasındaki değer kaybı, girdi maliyetleri ve satış fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam etti. Buna karşın, girdi fiyatlarındaki enflasyon son 31 ayın, nihai ürün fiyatlarındaki artış ise son 18 ayın en düşük seviyesine geriledi.
İstihdam artışı en olumlu gelişme
İstihdamda artış eğilimi ağustosta da sürdü ve artış oranı son üç ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durum, anket sonuçlarının nadir de olsa olumlu yönünü oluşturdu.
Stoklar 2015’ten bu yana en hızlı artışta
Üreticiler, mevcut hammadde stoklarının yeterli olması nedeniyle ay içinde girdi alımlarını azalttı. Tedarikçilerin malzeme temininde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle teslimat süreleri uzamaya devam etti. Satışlardaki yavaşlama ise bitmiş ürün stoklarının artış trendinin dört aydır sürdüğünü ve artışın Eylül 2015’ten bu yana en hızlı seviyeye çıktığını gösterdi.
Sektörde net bir yavaşlama sinyali
Veriler, diğer ekonomik eğilim anketlerinde de görüldüğü gibi, imalat sanayinde belirgin bir yavaşlama eğilimine işaret ediyor. Girdi maliyetlerindeki baskı bir miktar azalmış görünse de, son dönemde açıklanan elektrik ve doğal gaz zamlarının etkisiyle maliyetlerin yeniden yükselme riski bulunuyor. Özellikle enerji tarafında, maliyet baskılarının tekrar güçlenebileceği değerlendiriliyor.
Türkiye’nin imalatçı ve ihracatçı kesimini zorlayan koşulların iki ana eksende şekillendiği görülüyor:
-
Avrupa ve küresel pazarlardaki yavaşlama,
-
Ücret, enerji ve diğer maliyetlerdeki artış.
Küresel petrol fiyatları düşerken dahi içerde artan maliyetler, Türk üreticilerinin uluslararası fiyat rekabetini zorlaştırıyor ve bu durum ihracat açısından olumsuz bir tablo ortaya koyuyor.
Finansmana erişim ve maliyetler baskı yaratıyor
Genel talepteki zayıflama mevcut tabloyu açıklarken, gelecekte bu kanaldan gelebilecek bir yavaşlama riskine de işaret ediyor. Sektörde hem maliyetler hem de finansmana erişim konusunda sorunlar devam ediyor. Son makroihtiyati düzenlemeler kredilerin yatırım odaklı kullanımını hedeflese de, bu sürecin sektöre erişim açısından olası katkıları yakından takip edilecek.
Enerji zamları, mevcut sübvansiyonların sınırlarına işaret ederken, sübvansiyonlar olmasaydı maliyet baskılarının çok daha yüksek olacağı değerlendiriliyor. Yılın ikinci yarısında sanayi yatırımlarının üretim ve tüketim dengesi açısından yeni bir perspektif oluşturamaması durumunda, ekonomide yavaşlama etkisinin güç kazanabileceği öngörülüyor.


